‘’Muhakkak ki, Allah Teâlâ ve melekleri peygamber üzerine salatta bulunurlar. Ey imân etmiş kimseler! O’nun üzerine salatta, teslimiyetle selâmda bulunun.‘’ (Azhâb Sureicelilesi, 56. Âyetikerime.)
Mevlid Ne Demektir?
Mevlid; sözlükte ‘’doğum yeri, doğum zamânı‘’ mânâlarına gelir. Lûgâtıremzî’de (Hüseyin Remzî, h. 1305, İstanbul.) ‘’mevlid‘’ maddesinde ‘’doğurmak‘’ manasındadır ve ismizamân olup velâdet vakit ve zamânına denilir ki birinin doğduğu zaman demektir.‘’ şeklinde geçmektedir. Edebiyât ve din literatürlerinde, Muhammed Aleyhissalâtüvesselâm’ın doğumunu anlatan manzûm eserler mevlid olarak isimlendirilmiştir. Kamûsutürkî’de (Şemseddin Sami, h. 1901, İstanbul.) ‘’mevlid‘’ maddesinde ‘’Fahrikâinat Efendimiz’in velâdetişerifleri menkıbesi.‘’ olarak geçmektedir. Mevlid eserlerini okuyan kimselere ‘’mevlidhân‘’ denir. En önemli isimlerinden biri, merhum Kâni Karaca’dır.
Mevlidin Edebiyâtımızdaki Yeri
Efendimiz Aleyhissâlatuvesselâm’a mü’minlerin duyduğu sevgi ve hürmet; çoğu zaman edebiyâtımızda da yer bulmuş, birçok mevlid, naat ve kasideler yazılagelmiştir. Rabbimiz, Enbiyâ Sûresi’nde ‘’Ve seni başka değil, bütün âlemlere bir rahmet olmak için gönderdik.‘’ âyeticelilesi ile övmüştür ve O’na yapılan övgülerin en kıymetlisidir. Ashâbıkirâm devrinde de Kasideibürde gibi pek çok mühim eserlerle başlayan bu gelenek, Türklerin arasında oldukça benimsenmiş, Türk dilinde birçok eser kaleme alınmıştır. Bunların içerisinde mevlid yazma ve okuma geleneğinin yeri çok başkadır, ilk Türkçe mevlid olarak kabul edilen Süleyman Çelebi’nin ‘’Vesiletünnecât‘’ eseri, milletimizce çok sevilmiş, altı asrı aşkın zamandır okunmakta ve okutulmaktadır.
Süleyman Çelebi Kimdir?
Orhan Gazi’nin silah arkadaşlarından olan Mahmud Paşa’nın torunu ve Sultan Murad Hüdavendigâr’ın vezirlerinden olan Ahmed Paşa’nın oğlu olduğu bilinmektedir. ‘’Çelebi‘’ lakabını alması sebebiyle âlim kimselerden olduğu anlaşılmaktadır. İlminden etkilenen Yıldırım Bayezid Han, Bursa Ulu Camii’ne atamıştır, ayrıca bu camiinin ilk imamıdır.
Vesiletünnecât yâhud Kurtuluş Vesilesi
Süleyman Çelebi’nin yazdığı ‘’Vesiletünnecât‘’ adlı eser, kendinden sonra gelen birçok mevlid manzûmelerine öncülük etmiş ve ilhâm kaynağı olmuştur. Bu eserin yazılmasına ise şu hadise sebep olmuştur: Bursa Ulu Camii’nde vazeden bir vaiz, peygamberlerin arasında fark olmadığını, Hazreti Peygamber Aleyhissalâtuvesselâm’ın diğer enbiyâya üstünlüğü olmadığını söylemiştir.
Bunu duyan Süleyman Çelebi, Hazreti Peygamber Aleyhissalâtuvesselâm’ın diğer peygamberlere üstün olduğunu kanıtlayabilmek için:
‘’Ölmeyip İsa göğe bulduğu yol / Ümmetinden olmak için idi ol‘’
beytini söylemiş, halk içerisinde çok beğenilince eserini bu beyit etrafında geliştirerek tamamlamıştır.
Vesiletünnecât; kurtuluş vesilesi, sebebi mânâlarına gelmektedir. Eser, Allah’ın ululandığı ve övüldüğü ilk fasılla başlar, mevlid etmenin ehemmiyetini anlatan birkaç menkıbeyle devam eder; ahirinde Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtuvesselâm’ın nûrunun yaradılışı, nûrunun intikâl edişi, vücûda gelişi, mu’cizâtları, Mir’ac hadisesi, Mir’aca çıkışı ve Rahman ile görüşmesi, ahlâkını, birtakım nasihatleri ve vefatının beyânını fasıllar boyunca anlatır. Devamındaysa Hazreti Fatıma Radiyallahuanh’ın vefâtını anlatır, birkaç tane de mu’cizâtı anlatan ilave hikâye bulunur. Bu
hikâyelerin asıl metinle alakası bulunmadığı ifade edilir. Fasıl aralarında Peygamber Aleyhissalâtuvesselâm’ı medh eden kısımlar bulunur.
Vesiletünnecât, sade Türkçesiyle dikkat çeker. Aruz ile yazılan eser, mümkün mertebe süslemelerden uzak duran ve kolay anlaşılır üslûbundan dolayı halk tarafından çok sevilmiştir. Yazıldığı ilk günden beri nüshalarca çoğaltılmıştır, bu çoğaltmalar yer yer aslına uygun olmayan şekilde yapılmıştır. Özellikle Osmanlı’nın son döneminde yapılan çoğaltmalarda ünlü düzleşmesi açıkça görülmektedir. İdelüm, ‘ışk gibi kelimeler; idelim, aşk şeklinde değiştirilerek yazılmıştır. Günümüzde çokça okunan mevlid nüshaları da bu yazmalardandır, bu yazmalarda birçok menkıbe ve fasıl alınmamış, birçok beyit dahil edilmemiştir. Neredeyse asıl metnin yarısına denk gelen bu gibi ihtisarların ilk kısmında mukaddime niteliğinde ilahilere ve Bağdatlı salihânın oğlunun menkıbesine yer verilmiş, sonrasında ‘’Allah Adın‘’, ‘’Nûrun İntikâli‘’, ‘’Velâdet‘’, ‘’Merhaba‘’, ‘’Mi’rac‘’, ‘’Vefâtünnebi‘’, ‘’Vefâtı Fatımatüzzehra‘’, ‘’Münâcât‘’ bahirleri ile ‘’Hikâyei Kesik Baş‘’, ‘’Hikâyei Güvercin‘’ gibi ilave hikayeler bulunmuştur.
Eser, Eski Anadolu Türkçesi’nin en iyi örneklerindendir. Eski Anadolu Türkçesi’ndeki fiil çekimlerini (-ben, -ser, -gil/ğıl, -vuz gibi); tamu’ (cehennem), uçmağ (cennet), yarlığ (yardım), od (ateş), tañ (taaccüp), kamu (herkes), bugur (şimdi), uş/uşda (işte), urmak (vurmak), katı (çok, sık sık), kiçi (küçük) yagı (düşman), bay (zengin), agu (zehir) gibi şimdilerde kullanmadığımız birçok kelime ve ol (o), şol (şu), ân (o) gibi zamirlerin eski hâllerini görmekteyiz.


Vesiletünnecât Tercümeleri
Hidayet rehberimiz, nûruâynımız Rasulikibriyâ’nın dünyaya gelişini ve risâletini böylesine anlatan bir eser, bittabii diğer milletlerin de gönlünde benzer hislerin zuhûr etmesine sebep olmuştur. Osmanlı sancağı altında yaşayan ve komşu bulunan tüm milletler, bu kurtuluş reçetesinden faydalanmak niyetiyle tercüme teşebbüslerinde bulunmuştur. Bugün Vesiletünnecât eseri; Arapça, Kürtçe, Boşnakça, Arnavutça, Çerkesçe, Rumca, Gürcüce, İngilizce, Almanca dillerine tercüme edilmiş ve inananların gönlünde Allah’a ve O’nun sevgilisine duyulan muhabbeti her daim ziyadeleştirmektedir. Bu tercümelerin dışında eserden esinlenerek yazılan başka mevlidler de bulunur.
Neticeikelâm
Mevlidişerif geleneği, milletimizce asırlardır benimsenmiş ve muhafaza edilmiştir. Bizlere düşen bu geleneği devamlı kılmaktır. Mevlidin güzelliklerini gelecek nesillere aktarmak, siyerinebiyi öğretmek için çokça okumak, üzerine düşünmek, feyz almak gereklidir.
Merhaba Bahri’nden…
Ey gönüller derdinin dermânı sen
Ey yaradılmışların Sultânı sen
Sensin ol Sultân-ı cümle enbiyâ
Nûr-ı çeşm-i evliyâ vü asfıyâ
Ey risâlet tahtının sen hâtemi
Ey nübüvvet mihrinin sen hâtemi
Çünkü nûrun rûşen itdi âlemi
Gül cemâlin gülşen itdi âlemi
Oldu zâil zulmet-i cehl ü dalâl
Buldu bâğ-ı ma’rifet ayn-ı kemâl
Yâ Habîballâh bize imdâd kıl
Son nefes dîdârın ile şâd kıl
Ger dilersiz bulasız oddan necât
Aşk ile derd ile idin es-Salât
(Eğer ateşten kurtuluş bulmayı dilerseniz, aşk ve dert ile salât ediniz.)
İki cihân serverimiz Efendimiz Aleyhissâlatuvesselâm’ın aziz ve pâk ruhuşerifleri içün, ashâbıkirâm ve ezvâcıtâhirâtın temiz ruhları içün, Mevlid-i Pâk-i Rasûl’ün müellifi Süleyman Çelebi fâkirin ruhu içün

